İlk baskısı 2021'de çıkan şiir kitabım Kalbin Merkezine Seyahat'in gözden geçirilmiş ve yeni şiirlerle genişletilmiş ikinci baskısı Ocak 2026'da dijital kitap olarak yayımlandı. Yandaki kapak resmine tıklayarak dijitalkitaplar.net sitesinden kitabı PDF formatında ücretsiz olarak indirebilirsiniz.
Hakan Yılmaz Erzurum’da doğdu ve ilkokulu bu şehirde bitirdi. İlkokuldan sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti. Galatasaray Lisesi, Boğaziçi Üniversitesi ve ABD’de Columbia Üniversitesi’nde eğitim gördü. Şiir, şarkı sözü yazarlığı, şarkı yorumculuğu ve bestecilik dünyasına 1970’lerin sonunda lise öğrencisiyken adım attı. İşçi Kültür Derneği İstanbul şubesindeki koro çalışmaları ve Galatasaray Lisesi Folklor Kolu’ndaki dans ve müzik faaliyetleri sırasında birçok yetenekli sanatçıyı ve sanata yeni başlayan arkadaşlarını izledi, onlardan öğrendi, onlarla beraber çalışarak ilk sanatsal deneyimlerini edindi.
1981’de Ezginin Günlüğü müzik grubunun kurucuları arasında yer aldı. Ezginin Günlüğü’nün 1983 baharındaki çıkış konserine şarkı yorumcusu, şiir düzenleyicisi, şiir okuyucusu olarak katkıda bulundu. 1980’ler boyunca Ezginin Günlüğü’nün birçok konserinde şarkıcı olarak görev yaptı. Ezginin Günlüğü’nün iki albümüne yorumcu olarak katkıda bulundu: “Sabah Türküsü” ve “Alagözlü Yar”. Ezginin Günlüğü ile bir ortak albüm yayınladı: “Doğu Türküleri”. Ezginin Günlüğü’nün kurucu grubunun dağılmasından sonra müzik çalışmalarını bağımsız olarak sürdürdü. Ezginin Günlüğü’nden arkadaşı Tanju Duru’nun 2008 tarihli “Duru Şarkılar” albümündeki iki şarkının sözlerini yazdı: “Raylar Boyunca” ve “Aklım Hep Sende”. 2012 yılı başında gitarist ve besteci Kadir Şan Tarhan ile birlikte albüm çalışmalarına yeniden başladı. Tüm şarkıların sözlerini kendisinin yazdığı “Sen Yoktun” adlı albümünü 2015'te, geleneksel türküleri yeniden yorumladığı “Türkülerle Yeniden” adlı albümünü ise 2017'de Kadir Şan Tarhan ile birlikte çıkardı. 2019'da iki tekli yayınladı: “Raylar Boyunca” ve “Aklım Hep Sende”. 2020-2021'de üç kısaçalar halinde çıkan ve yine kendi yazdığı şarkılardan oluşan “Yol, Aşk, Zaman” albümü, Hakan Yılmaz’ın üçüncü kişisel albümüdür.
Hakan Yılmaz’ı sanatçı olarak tanıyan daha çok müzisyen kimliğiyle, bir şarkı yorumcusu ve şarkı yazarı olarak tanır. Müzisyenliğinin yanısıra Hakan Yılmaz’ın şair bir kimliği de vardır. Şairliğinin bir boyutu, şarkı olarak söylenmek üzere yazılmış şiirlerden oluşur. Şairliğinin ikinci boyutu ise bir ezgi eşliğinde seslendirilmek amacıyla yazılmamış, iç sesle okunan şiirleri kapsar. Aslında Hakan Yılmaz’ın şarkı yazarken ve söylerken de yapmak istediği şey ezgilerle şiir söylemek, şarkının içinden şiir okumaktır. Müziğe başladığından beri şair-bestecileri, kent ozanlarını kendisine örnek almış, onların yaptığı gibi derin sözleri akıcı ve çarpıcı melodilere bürüyerek seslendirmeye çalışmıştır: Belçika-Fransa’dan Jacques Brel ve Charles Aznavour, Amerika’dan Bob Dylan ve Leonard Cohen, Sovyetler Birliği-Rusya’dan Vladimir Vysotsky ve Bulat Okucava gibi.
Hakan Yılmaz’ın şiirde kendi sesini bulma yolculuğunda en önemli durağı 20’li yaşlarının başında 20. Yüzyıl Yunan şiirinin dört büyük temsilcisiyle karşılaşması oldu. Konstantinos Kavafis, Yannis Ritsos, Yorgo Seferis ve Odisseos Elitis’in şiirleri hem biçim, anlatım ve ses, hem de konu, içerik ve üslup olarak Hakan Yılmaz’ın şiir dilinin çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine geçişinde büyük bir rol oynadı. Yılmaz’ın yayınladığı ilk şiir kitabı da, Yannis Ritsos’un “Helena ve Nöbetçi” başlıklı kitabının Türkçe çevirisiydi (İstanbul, Hil Yayın, 1988). Yılmaz, izleyen yıllarda da bu dört Yunan şairiyle diyaloğunu hep sürdürmüş, zaman zaman şiirlerini Türkçeye aktarmıştır. Elinizdeki kitapla birlikte Hakan Yılmaz 1980’li yıllardan itibaren yurtdışında ve Türkiye’de yazılmış şiirlerinden derlediği bir seçkiyi ilk defa okuyucuyla paylaşıyor.
Kitap ilk olarak 2021’de Alakarga Sanat Yayınları’ndan çıkmıştı. Kitabın yeni şiirlerle genişletilmiş ve kapsamlı değişikliklerden geçirilmiş ikinci edisyonu Ocak 2026'da dijital olarak Dijital Kitaplar’da yayımlandı.
Bu kitapta, iç sesle okunan şiirlerle birlikte, şairin ağzından yüksek sesle ve ezgi eşliğinde söylenmiş şarkı-şiirler de yer alıyor. 20. yüzyıl Yunan şiirinden ilham alan, kendi özgün sesiyle dokunan Yılmaz’ın şiirleri sizi kalbin merkezine doğru bir seyahate çıkaracak.
Hakan Yılmaz’ın şiiri, lirizmin içtenliğiyle düşüncenin derinliğini, halkın dış sesiyle bireyin iç konuşmalarını, Doğu’nun sezgisiyle Batı’nın bilinç açıklığını aynı potada eritir. Onun şiiri hem bir müzisyenin hem bir düşünürün dilidir; hem kalpten konuşur hem zihinden seslenir.
Bu şiirler, modern insanın dağılmış benliğini toplama çabasıyla yazılmış içsel bir yolculuğun duraklarıdır. Yılmaz’ın “kalp” kavramı yalnız duygunun değil, bilincin, ahlâkın ve varoluşun merkezidir. Kalp, onda hem bir sığınak hem de bir laboratuvardır. Kalp, insanın kendisiyle karşılaştığı ve kendisini yeniden inşa ettiği yerdir.
Yılmaz’ın şiirinde zaman düz bir çizgi değil; geçmiş, şimdi ve geleceğin birbirine karıştığı döngüsel bir alan olarak kurulur. Çocukluk yılları, gezilen şehirler, yaşanılan aşklar, göçler, aile, arkadaşlar, hepsi bu zamansal döngünün üzerine dizilirler. Kayıp duygusu derindir ama melankoliye kapalıdır; her kayıp, kendini yeniden bulmanın bir biçimidir. Aşk, bireysel arzunun ötesinde insanın kendi hakikatine ulaşma çabasıdır.
Hakan Yılmaz, şiirini Türk ve Doğu şiirinin büyük damarlarıyla konuşarak kurar. Bir yanıyla eskilerden Fuzuli ve Hafız’dan, bir yanıyla 20. yüzyıldan Nazım Hikmet ve Hilmi Yavuz’dan beslenir.
Hakan Yılmaz’ın poetik evreni yalnız Türk şiiriyle değil, özellikle Yunan şiir geleneğiyle de derin bir akrabalık içindedir. Yannis Ritsos’un halkın trajedisini bireysel lirizme dönüştüren dili, Seferis’in sürgün bilinciyle yoğrulmuş epik hüznü, Kavafis’in kendi bireysel tarihini tarihsel bir kurgu içinde anlatması Yılmaz’ın şiirinde yankılanır. Onlarda olduğu gibi Yılmaz’da da şehir bir iç haritadır; zaman kişisel bir mitoloji; aşk, kaybın içinden yeniden doğan bir varoluş biçimidir.
Yunan şiiriyle bu akrabalık biçimsel bir etkiyle sınırlı değildir. Yılmaz’ın şiirinde Akdenizli bir düşünüş biçimi vardır: kaderi kabullenen ama ona boyun eğmeyen bir bilgelik. Onun dili, Kavafis’in içedönük bireyselliğiyle Ritsos’un dışadönük toplumsallığı arasında salınır. Bir Doğu-Batı ekseninde Türkçenin tınısını evrensel bir ritme taşır.
Yılmaz’ın şiiri, 1970’lerin politik travmalarını, sürgün ve göçün duygusal izlerini taşıyan kuşakların hikâyesini anlatır. Fakat bu şiirler ideolojik değil, insani bir tanıklık taşır: bireyin tarih karşısında kırılganlığını ama aynı zamanda içsel direncini hatırlatır.
Müzisyenliğiyle tanınan Hakan Yılmaz, şairliğinde de sesi merkeze alır. Şiiri müzikle değil, müziğin içinden kurar. Sözcükler onda birer nota gibidir; tekrarlar bir nakarat gibi, sessizlikler bir ölçü arası gibi işler. Bu yönüyle Leonard Cohen ve Jacques Brel gibi şair-şarkıcıların evrensel çizgisini Türkçede sürdürür. Yılmaz’ın sesi Anadolu’nun, özellikle de İstanbul’un çok katmanlı hafızasından doğar; halk ezgilerinin yalınlığıyla şehirli bilincin karmaşıklığını buluşturur.
Kalbin Merkezine Seyahat, bir tematik bütünlük olarak okunabilir: dilin, aşkın, göçün, zamanın, ailenin ve ölümün şiirsel anatomisi. Her şiir, hem kişisel hem kolektif bir hikâyeye açılır. Bu metinlerde insan, kaybettikçe olgunlaşır, unuttukça hatırlar, düştükçe kendi merkezine yaklaşır.
Bu şiirler insana şunu anımsatır: yaşamak bir seyahattir; ama asıl seyahat kalbin merkezine doğru yapılandır.
We use cookies to analyze website traffic and optimize your website experience. By accepting our use of cookies, your data will be aggregated with all other user data.