Helena ve Nöbetçi adını verdiğim Yannis Ritsos şiirlerinin çevirisine Boğaziçi Üniversitesi'nde iktisat okurken, son sınıfta başlamıştım, 1987 yılının başlarında. Kitap, 1988 yılının baharında Hil yayınlarından çıktı. Kitap aslında Yannis Ritsos'un iki ayrı şiir kitabını bir araya getiriyor: birinci kitabın adı Helena, ikinci kitabın adı ise Nöbetçi. Fransız yayınevi Gallimard, 1975'de bu iki kitabın Fransızca çevirilerini bir arada yayınlamış., "Hélène et La conciergerie" adıyla.. "Helena" adlı kitabın Yunanca aslı ise (Η ΕΛΕΝΗ / Eleni) başlığıyla Atina'da 1972'de yayınlanmış,
Ben de Ritsos'un bu iki kitabıyla Fransızca çevirileri üzerinden tanışmış ve Türkçeye de Fransızcasından aktarmaya başlamıştım. Fransızca üzerinden kaba bir çeviriyi tamamladıktan sonra, benimle aynı üniversitede okuyan, Yunancayı da akıcı konuşan ve yazan Yunanistan Türkü bir arkadaşımın vasıtasıyla Atina'dan kitapların Yunancalarını getirtip benim Fransızcadan yaptığım çeviriyi arkadaşımın yardımıyla bir de Yunanca asıllarıyla karşılaştırmıştık. Bunca çabaya rağmen şimdi okuduğumda birçok eksikliğini görüyorum. Ama o yaşımın heyecanıyla böyle bir işi başarmış olduğuma sonsuz seviniyor, kitabı bütün eksikliklerine rağmen çok seviyorum.
"Helena ve Nöbetçi" benim Ritsos şiiriyle ilk karşılaşmam değil. Ritsos şiirlerini ilk kez Herkül Milas, Özdemir İnce ve Cevat Çapan'ın çevirileriyle okumaya başlamıştım, lisenin son sınıfında falandım. Kendi kendime "işte benim şiir dilim, şiir sesim, hatta hayatla konuşurkenki ses tonum ve üslubum bu şiirlerdeki gibi olmalı" dediğimi hatırlıyorum. Ritsos'u Seferis, Seferis'i Elitis, tabii hepsini Kavafis izledi. 20. yüzyıl Yunan şiiri benim şiir dilimin ana kaynaklarından biri oldu.
Ritsos'tan ilk çevirilerimi ise 1981 veya 1982 yılında yine Fransızcadan yapmış ve bu küçük şiirleri o zamanların sosyalist haber ve edebiyat dergilerinden olan Yarın dergisinde yayınlatmıştım. Sanıyorum Mikis Theodorakis'in bestelediği şarkı sözleri idi bu şiirler.
Yannis Ritsos şiiriyle asıl kaynaşmamız ise 1983 yılının Mart ayında oldu: Ezginin Günlüğü olarak İstanbul Zincirlikuyu'daki Hodri Meydan Kültür Merkezi'nde verdiğimiz ilk konserlerde Ritsos'un şiirlerinden bir bölümü okumuştum, müzik eşliğinde. Sonra bu şiirler ve müzik Emin İgüs'ün bestelediği ve yorumladığı Göçmen adlı şarkıya bağlanmıştı. Herkül Milas ve Özdemir İnce'nin çevirdiği "Kararmış Çömlek" adlı şiirinden okuduğum bölüm şu dizelerle bitiyordu:
"Akşam ışıklar sönüp rüzgâr sokaklarda kâğıt bayrakları sürüklerken
ve dururken kapının önünde silindirin ağır gölgesi
uyumuyorduk bizler
serpilmiş sesini topluyorduk sokakların
serpilmiş adımları topluyorduk
uyumu ve yüreği".
Helena ve Nöbetçi kitabının arka sayfasına yazdığım açıklayıcı not, o zamanlar Ritsos şiirinin felsefesinden ne anladığımı yansıtıyor. Bugün de anlayışım değişmedi:
"Yannis Ritsos'un, -Aragon'a göre çağımızın en büyük şarinin- şiirini büyük yapan nedir? Ritsos'un şiirinin büyüklüğü, "büyüklük"ü yadsımasından gelir. "Helena", bir "büyüklük"ün, bir mitolojinin, bir söylemin yadsınmasının şiiridir. Ama, aynı zamanda, bir başka "büyüklük"ün, bir başka mitolojinin, bir başka söylemin yaratılmasının şiiridir. "Helena" ve "Nöbetçi"de bir tavır var: Bize, büyük, önemli, güzel, iyi denildiğinde duralım; büyük, küçüktür belki, önemli önemsizdir, güzel çirkindir, iyi kötüdür. Nesnelerin, olayların, insanların somut görüntüleriyle yetinmeyelim, çünkü aslolan somut görüntülerin ötesinde olabilir. Nesnelerin, olayların, insanların karşısında birer "tüketici" gibi, durmayalım. İşte o zaman, hayatın nebzının, önemsiz denen, küçük denen, marjinal denen şeylerde attığını görebiliriz. Ve işte o zaman, önemsiz önemlileşebilir, küçük büyüyebilir, ve belki de dünyanın değişmesi denilen şey gerçekleşmeye başlar."
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.